Paris – Amsterdam Gezisi İçin Anahtar Bilgiler

0

 

Geçtiğimiz günlerde yaptığım Paris – Amsterdam gezisinden döner dönmez, belli başlı önemli hatlarıyla Paris ve Amsterdam’da yapılması gerekenleri bir araya topladığım bir yazıyla karşınızdayım bu hafta.

ams17 (1)‘’Aşkın sehrine geldim ama Istanbul’u aldatacak degilim.’’ diyerek indim Paris’e. ‘’Paği’’ diye yumuşata kibarlaştıra söyleseler de dünyanın en kaba, en ukala, en ters insanlarının bir araya toplanmış olduğu bir sehirdir Paris. Italyanlar ile şarap, Ingilizler ile toprak konusundaki husumetini 3 yüz yıldır atlamamış egosal problemleri olan bir millettir bu Fransızlar. İyi muamele görmek biraz zordur bu ülkede. Garsonları hesabi kafanıza fırlatır gibidir bazen.. Parfüm bile bu şehrin pis kokusunu ört pas etmek için bu ülkeden çıkmıştır. Amma velakin sırf adamım Moliere ve Montaine’e, Chanel, Ysl, Dior ve Givenchy’ye olan saygımdan ötürü sevgiyle kabul ediyorum Fransa’yı. Bu kadar olumsuzluğun yanında hakkını yememem gereken güzelliklerini de anlatmam gerek tabiki… Seine Nehri’nin büyüsü, nehrin ikiye böldüğü adada ihtişamıyla duran Notr Dame Klisesi’nin görüntüsü, gecce vakti Champs Elysees’in sayısız ışıkları altında akan kalabalığın içinde kaybolma durumu, dünyanın en büyük, en meşhur müzelerinden Louvre’un mükemmelliğinde gezinme keyfi, Monalisa’yi yakından görmek, sokaklarda tarihe yolculuk etmek, alışveriş çılgınlığına kapılıp gitmek, Paris’i Paris yapan o demir yığını Eiffel ile fotoğraf çekilmek, büyük ve tarihi bir departman store olan Galerie Lafayette’te kafayı yemek, Printemps’in terasına çıkıp ordan manzarayı çekmek, St Germain’e gidip 1813’ten beri ayakta duran, yaşayan müze niteliğindeki Cafe Les Deux Magots’ta zamanında belki de Ernest Hemingway’in ve ünlü pek çok yazarın oturduğu sandalyelerde oturup bir şeyler içmek, hemen bitişiğindeki Cafe Flore’de takılmak, jetset’in uğrak yeri olan L’Avenue Restoran’da keyif yapmak, güzel bir yemek yemek.. Pazar günü kurulan Bit Pazar’ından orjinal bir şeyler bulmanın mutluluğunu yada umudunu yaşamak.. İşte bütün bunlar Paris demek. Kıskandığım tek yanı şehri örümcek ağı gibi saran o süper metrosudur Paris’in. Keske bizim de olsaydı.. Bayıldığım en büyük lezzet ise müthiş baget etmekleri, birbirinden güzel peynir ve tereyaglarıyla yaptıkları sandviçler. Sokaklardakı krepçiler, pastanelerin vitrinlerini süsleyen tartlar, turtalar, eklerler, macaronlar ve her köşe başındaki tatlı şirin brasserie’ler.. İlle de bir başkenti sevecekseniz Londra olsun, bir şehri sevecekseniz de illa ki Istanbul olsun derim… Kabuklu deniz mahsüllerini sevenler için La Coupole Restaurant’ı öneririm. Le relais del’antficote’da da yemenizi tavsiye ederim. Tam bir Paris deneyimi yaşamak isterseniz de Angelina’da mesela bir kahvaltıya gidebilirsiniz.

Paris’ten Amsterdam’a geçişin en keyifli ve rahat yolu Thalys hızlı treni ile 3.20 dakikada hiç aktarma yapmadan gitmektir. Tren biletinizi benim yaptığım gibi önceden internetten satın alabilir, voucherınızın çıktısını alıp yanınızda götürebilirsiniz. Böylece oradan bilet alma telaşına gerek kalmaz. Eğer internetten satın almak istemiyorsanız, biletinizi Paris ana tren garı olan Gare Du Nord’dan da alabilirsiniz. Paris’ten kalkan tren sizi Amsterdam Cenral Station’a (Amsterdam ana tren istasyonuna) kadar bırakıyor. Amsterdam’dan Paris’e gitmek seçeceğiniz trene göre 3 saat 20 dakika ile 5.5 saat arasında sürer. Ben tek yön gidiş ücreti olarak 132 Euro verdim. Bilet fiyatları tarihe, saate, sınıfına ve yer durumuna göre değişiyor. Amsterdam’a ulaştığımızda istasyonun hemen önünden kalkan 2 numaralı tramvaya bindik, bu tramvay şehir merkezi olan Dam’a, Leidsplein’a, Van Gogh ve Rijks Müzeleri’ne ve otelimizin bulunduğu bölge olan Voldenpark’a kadar gidiyor. 1 saatlik biletin ücreti 3 Euro. Günlük bilet de alabilirsiniz.

IMG_3991

Fransa Eiffel denen bir demir yığınıyla, İtalya herkesin adına pizza dediği, esasen Pisa Kulesi adındaki eğik bir mermer yığınıyla, Hollanda da her köşe başında yasal uyuşturucuları deneyebileceğiniz Coffee Shop’ları ve eşcinsellerin dünyada ilk defa yasal evlenmelerini kabul etmiş bir ülke olmasıyla nam salmış dünyaya.

Şehir 13.yüzyılda bir balıkçı köyü olarak Amstel” kanalının  üstüne kurulmuş.

IMG_401017. yüzyılda İspanyol baskısından kaçıp Amsterdam’a gelen zengin Museviler  sermayeyi deniz ticaretine yatırınca Amsterdam ekonomisi “Altın yüzyıl” ını yaşamış. (Hindistan üzerinden yapılan ihracat ve ithalat, Afrika- Amerika arasındaki köle ticareti deniz yolu ulaşımı) Amsterdam’ın tarihi güzel evleri bu dönemde yapılmış. Sanat da bu yüzyılda gelişmiş ve Amsterdam’ın Avrupa’da kültür ve sanat şehri olmasını sağlamış. Dönemin ünlü sanatçıları Rembrandt van Rijn, Johannes Vermeer en Jan Steen bu dönemde yetişmişler. şimdi de Dünyanın en kozmopolit kentlerinden biri Amsterdam. 1.5 milyon nüfusu var içinde 135 farklı milletten ve ırktan insan yaşar!

ams2Yasakların yasallığıyla büyüleyen Amsterdam; kanalları, küçük sokakları, tarihi binaları, binaların kendine has ortaçağdan kalma yapısı, adını Hollanda’nın Shakespeare’i Joost Van den Vondel’den alan ünlü Vondel Park’ı, etkileyici bir Van Gogh koleksiyonu olan Van Gogh Müzesi, masalsı dev bir kalede Rembrandt’ın ‘Gece Devriyesi’ ve Vermeer’in ‘Süt Boşaltan Kadın’ı gibi önemli eserlere sahiplik yapan ünlü Rijks Müzesi, kırmızı ışıklı pencereleri ve Çin Mahallesi’ni içine alan, kentin en müstehcen semti olan Red Light street’i, Rembrandt’ın ‘Gece Devriyesi’nin üç boyutlu heykelinin bulunduğu ve gecce klüplerinin merkezi olan Rembrantplein’ı, Çiçek pazarı, Tarihi ve modernin çarpıştığı Dam Meydanı, Leidseplein’daki eğlenceli tiyatroları ve kendine özgü gece hayatı ile Hollanda’nın simgesi olan küçük ve dünyada ünik bir liman şehridir. Bu orjinal şehrin yürüyerek, bisikletle yada tramvayla rahatça tozunu attırabilirsiniz. (Çin’den sonra en çok bisiklete binen ülke Hollandaymış) Şık mağazaların olduğu Nine Streets’te alışverişe çıkabilirsiniz. Amsterdam Şehir Merkezinde Antika dükkanları ve turistik restoranlarla dolu Damrak’a doğru yürüyünce meydana görkem katan Kraliyet Sarayı ve Yeni Kilise’yi yan yana görüyorsunuz. Saray Kraliyet Ailesi’nin resmi evi durumunda. Hemen yakınındaki Kalverstraat caddesi ve De Bijenkorf da alışveriş yapabilirsiniz.

Snapseed1862 yılında kurulmuş olan Çiçek Pazarında satıcılar Koningsplein ve Vijzelstraat arasındaki kanalların kenarındaki yüzen evlerde tezgahlarını açıyorlar. Çevre sokaklarda taze kesilmiş güller, kasımpatılar ve süsenlerin kokusunu aldıkça bir şehrin tam ortasında olduğunuzu unutuyorsunuz.

Otelimizin bulunduğu bölge olan Oud Zuid bence Amsterdam’ın en zarif bölgesi. Vondelpark’a 700 metre, Van Gogh ve Rijks müzelerine 1.5 km, merkeze 3 km uzaklıkta çok ideal bir konumda bulunuyor. Şehrin çılgın gürültüsünden uzak ve huzurlu.

Önemli noktalara olan uzaklıklarıysa şöyle:

Dam Meydanı 3.1 km

Red Light District 3.4km

Rembrandtplein 2.8km

Leidseplein 1.9 km

Vondelpark 0.7km

Van Gogh Müzesi 1.4km

Rijksmuseum 1.8 km

Çiçek Pazarı 2.6 km

Hollanda mutfağı genelde et, patates ve lahana ağırlıklıdır. Sıcak öğlen yemeği Hollanda’da pek yenmez genelde sandviç yada boterham dedikleri ekmek arası Hollanda peyniri ile geçiştirilir. Belli başlı yemekler:

Bitterballen: (Et veya karidesten yapılan top şeklinde kroket); Genelde birayla meze olur. Amsterdam Kafe ve birahanelerde bulunur.

Erwtensoep: İçinde erwten denen bir çeşit bezelye, Hollanda sosisi veya jambon, patates ve sebzeler bulunan geleneksel bir Hollanda çorbası.

Draadvlees: Sığır etinin kızartılıp saatlerce tencerede iyice pişirilirmesiyle yapılan, patates ve kırmızı lahana ile servis edilen nefis bir yemek.

Hachee: Sığır etinin defne ve tarçınlı bir sos içinde pişirilerek yapıldığı klasik bir Hollanda ev yemeği. Yanında patates püresi olur. Macarların gulaş yemeğine benzer.

Zuurkool stampoot: Zuurkol bir çeşit Lahana turşusu, stampoot da patatesin püre haline getirilerek Hollanda sosisi ile sunulduğu geleneksel bir yemek. Tong: Hollanda Kuzey denizinden getirilen dil balığı kızartması.

Haring: Hollandanın geleneksel Ringa balığı, salamurası yapılırak sandaviç ekmeği arasında soğan ve turşu ile yenir (Hollanda’nın en iyi Haring yapan firması seçilen Atlantic vishandel iki Türk kardeşe ait).

Vlaai: Böğürtlen, Ahududu, Vişne yada kayısılı geleneksel bir turta. Multi Vlaai tatlıcısında deneyin. Dünyaca ünlü Hollanda biraları Heineken ve Amstel Amsterdam’da üretilir. Hollanda’nın geleneksel içkisi Jenever -cin tarzı bir likördür.

Geleneksel Hollanda yemekleri Amsterdam’ın birkaç Restaurant’ında yapılıyor: Restaurant Moeders  Ades: Rozengracht 251, Haesje Claes Adres: Spuistraat 275, Restaurant Greetje: Adres: Peperstr

Share.

About Author

Leave A Reply